TCG Anadolu, Doğu Nöbetçisi Operasyonu kapsamında Letonya açıklarına sevk edildi; gemi NATO Hava Komutanlığı yetkisine alındı.
NATO Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığı Brunssum, 20 Şubat 2026 tarihinde Türkiye’nin insansız hava aracı gemisi TCG Anadolu’nun Doğu Nöbetçisi Operasyonu kapsamında Letonya kıyılarına doğru sevk edildiğini ve geminin NATO Hava Komutanlığı’nın yetkisi altına girdiğini doğruladı.
Söz konusu hamlenin, NATO’nun doğu sınırında Rusya’ya atfedilen tekrarlanan hava sahası ihlallerine ilişkin süregelen endişeler nedeniyle gerçekleştirildiği bildirildi.
TCG Anadolu’nun stratejik konuşlanması
Letonya açıklarında faaliyet gösterecek olan Anadolu, ileri deniz hava gözetleme ve hava savunma platformu olarak görev yapacak. Dünyanın ilk insansız hava aracı odaklı amfibi saldırı gemisi olarak tasarlanan 27.000 tonluk gemi; tam uzunlukta bir uçuş güvertesi, gelişmiş komuta tesisleri ve amfibi yetenekleri bir araya getiriyor.
NATO açıklamasında geminin kendisine odaklanılsa da, Anadolu’nun daha önce Akdeniz’den Baltık Denizi’ne kadar NATO operasyonlarında görev alan daha geniş bir Türk görev grubuna liderlik ettiği belirtildi. Gemi, NATO’nun Entegre Hava ve Füze Savunma mimarisine entegre olabilen mobil bir komuta ve kontrol merkezi olarak işlev görüyor.

Katmanlı eskort ve hava savunma yetenekleri
Görev grubu içinde yer alan TCG İstanbul, 3D hava arama radarı ve yüzeyden havaya füzeler için yapılandırılmış dikey fırlatma sistemi sayesinde genişletilmiş menzilli hava savunma ve sensör kapsama alanı sağlıyor.
Modernize edilmiş Barbaros sınıfı bir fırkateyn olan TCG Oruçreis ise ek alan hava savunma ve gözetleme kapasitesi sunuyor.
Filo ikmal gemisi TCG Derya ise ortak taktik resme gözetleme girdileri sağlarken, denizde sürdürülebilir operasyonları destekliyor.
Bu yapı, tartışmalı Baltık sularında uzun süreli konuşlandırma yapabilen, dağıtılmış bir gözetleme ve katmanlı savunma ağı oluşturuyor.
Bayraktar TB3 ile NATO’nun menzili genişliyor
Anadolu’nun belirleyici katkısı, insansız hava kanadında yer alıyor. Özellikle uçak gemisi kapasitesine sahip Bayraktar TB3, 24 saatten fazla dayanıklılığa sahip olup istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR), hedef belirleme ve hassas vuruş görevlerini yerine getirebiliyor.
NATO AIRCOM yetkisi altında faaliyet gösteren TB3 insansız hava araçlarının, Kaliningrad ile Rusya anakarası arasında geçiş yapan Rus uçakları veya insansız sistemler tarafından kullanılması muhtemel yaklaşma koridorlarını devriye gezebileceği ifade edildi.
Geminin SMART-S Mk.2 3D radarı ve kızılötesi izleme sistemlerinden elde edilen veriler; tanınmış bir hava ve yüzey görüntüsüne birleştirilerek NATO AWACS uçakları, Baltık Hava Polisi savaş uçakları ve kara tabanlı hava savunma birimleriyle gerçek zamanlı olarak paylaşılıyor.
Bu kapasitenin, NATO’nun radar ve elektro-optik ufkunu Baltık Denizi üzerinde genişleterek hava tehditlerinin erken tespiti, sınıflandırılması ve potansiyel müdahalesini geliştirdiği kaydedildi.

İHA tehdidine karşı esnek devriye konsepti
Doğu Nöbetçisi Operasyonu’nun, Polonya ve Baltık hava sahasını etkileyen sürekli alçak irtifa ihlalleri ile insansız hava aracı saldırılarına yanıt vermek amacıyla tasarlandığı belirtildi.
Deniz insansız hava aracı gemisi konuşlandırılmasıyla NATO’nun, devriye alanlarını hızla değiştirebilen ve kara tabanlı radarların sınırlamalarının ötesinde sürekli ISR kapsamı sürdürebilen esnek bir varlık kazandığı ifade edildi.
Letonya açıklarında bir Türk deniz platformunun konumlandırılmasının, İttifakın kolektif savunma ilkesini vurguladığı ve Baltık devletlerinin güvenliğinin tüm NATO üyeleri arasında paylaşılan bir sorumluluk olduğunu gösterdiği bildirildi.
TCG Anadolu ile yeni hava savunma yaklaşımı
TCG Anadolu’nun hava gözetleme ve savunma görevine atanmasının, NATO’nun duruşunda niteliksel bir evrime işaret ettiği değerlendiriliyor.
İttifakın yalnızca geleneksel yüzey savaş gemileri ve savaş uçaklarına güvenmek yerine, insansız deniz havacılığını doğrudan doğu caydırıcılık çerçevesine entegre ettiği belirtildi.
Hibrit taktikler ve sürekli hava sahası sorunlarının şekillendirdiği bir ortamda, bir drone gemisinin yüzen hava savunma düğümü olarak kullanılması, NATO’nun doğu kanadında ortaya çıkan tehditlere teknolojik ve operasyonel uyum sağlama çabasını yansıtıyor.
Bu gönderi kategorisi hakkında gerçek zamanlı güncellemeleri doğrudan bildirim almak için tıklayın.








